Televizyonda, gazetede, sosyal medyada gıda alerjisi ve gıda intoleransı hakkında birçok bilgi bulabilirsiniz. Gluten intoleransından inek sütü alerjisine, çölyak hastalığından laktoz intoleransına kadar beslenmenin sağlığımıza etkisine ilgi hızla artıyor. Bu konuda sağlık yatırımları da artırılarak toplumun bu konuda bilinçlenmesi sağlanıyor.

Gıda Alerjisi Ile İntoleransı Arasında Fark Var Mıdır?
Gıda alerjisi ve intoleransı genellikle birbirine karıştırılır. Hatta çoğu kişi aynı olduğuna inanıyor. Ama aynı değil.

Gıda alerjisi, vücudun belirli bir gıdayı zararlı olarak algılaması ve vücudun gıdaya karşı savunmaya geçmesidir. Gıdaya karşı uygulanan bu savunma alerjik reaksiyonlara neden olur. Belirtiler kızarıklık, kaşınma, ürtiker gibi geçici, hafif bir reaksiyon olabileceği gibi, boğazın şişerek nefes almayı engellemesi, bilinç kaybı hatta ölümcül sonuçlar bile doğurabilir.

Gıda intoleransı ise vücudun alerjik reaksiyon vermediği, gıdanın sindiriminde sorun oluştuğu durumlardır. Gıda intoleransında vücudun geç tepki vermesi teşhisi zorlaştırmaktadır. Gıda üretiminde eklenen maddelere ve işlenmiş besinlere karşı alerji yaygındır. En yaygın gıda intoleranslarından biri de laktoz intoleransıdır. Süt şekeri olarak bilinen laktozun sindirilmesi için yeterli enzim bulunmayan kişilerde bu sorun görülür. Böylece bireyde gaz, şişkinlik, karın ağrısı, kramp gibi semptomlar oluşturur.

Genel anlamda, vücudun besinlere verdiği tepkileri bağışıklık sistemini etkileyip etkilememesine göre sınıflandırabiliriz. Bağışıklık sisteminin yanıt verdiği kategoriyi gıda alerjisi ve alt grup olarak gıda duyarlılığı olarak sınıflandırabiliriz. Yine de ikisinin bağışıklık mekanizmaları farklıdır. Ama bağışıklık sisteminin yanıtı görülür. Gıda intoleransı bağışıklık sistemini etkilemez. Sadece gıdanın sindirilememesi durumudur.

Suçluyu Teşhis Etme
Çoğu gıda intoleransı deneme yanılma yoluyla bulunsa da, hastaların intoleransı tanımlamasına yardım edecek bazı yöntemler vardır.

En iyi yöntem laboratuvar testidir. Ama besin intoleransında fazla tercih edilmez. Örneğin laktoz intoleransında, birkaç gün laktoz içmemek, solunum testine girmekten daha ucuz ve kolaydır.

Gıda intoleransı teşhis edildikten sonra, intoleransın olduğu gıdadan kaçınma geçici bir çözümdür. Fakat intoleransın altında yatan nedenleri araştırmak önemlidir. Bu nedenlerin belirlenmesi ve tedavi edilmesiyle intolerans hassasiyeti ortadan kaldırabilir.

Eliminasyon Diyeti
Gıda intolensının tedavi sürecinde intolerans yaratan besinlerin çıkarıldığı eliminasyon diyeti uygulanması gerekir. Dikkatli yiyecek seçimi ve farkındalık semptomların giderilmesi için önemlidir. Eliminasyon diyetini uygularken vücutta eksiklik oluşmaması için bir diyetisyenin rehberliği önemlidir. Kısıtlanan besinlerden alamadığınız vitamin ve minerallerin takviyesi gerekir.

Eliminasyon diyetinden sonuç almak için diyet sıkı uygulanmalıdır. Önce besinler kısıtlanır. Bir süre sonra teker teker diyete eklenerek vücudun tepkisi gözlenir.

bt-1712-2Diyette Dikkat Edilmesi Gerekenler
Günlük tutmaya başlayın. 2 veya 3 hafta ana yemek ve ara atıştırmaların da dahil olduğu detaylı bir günlük tutun. Bu aşamada besin kısıtlamasına gerek yok. Hangi öğün sonrası semptomlar artıyorsa öğünün yanına not alın.

Hiçbir detayı atlamayın. Dışarda veya misafirlikte yiyorsanız, besinin içeriğini öğrenin. Özellikle paketli ürünlerde etiket okumanız ve katkı maddelerini de günlüğe not etmeniz gerekir.

Rahatsızlık veren besinleri beslenmenizden çıkarın. İntoleransınızın olduğunu düşündüğünüz besinleri 4-6 hafta diyetinizden çıkarın. Semptomlar geçtikten sonra yasaklanan besinleri teker teker diyetinize ekleyerek reaksiyon gösterip göstermediğine bakın. Tekrar reaksiyon göözlemleniyorsa bu besini 6 ay kadar (belki hayat boyu) diyetinizden çıkarmanız gerekir.

Supplementasyon gerekebilir. İnek sütü veya laktoz intoleransı gibi geniş bir besin grubunun kısıtlandığı durumlarda, oluşabilecek vitamin ve mineral eksiklikleri dışardan suplementasyon ile alınmalıdır.

Hassasiyet ve alerji semptomları, birçok rahatsızlık ile aynı tepkiyi verebilir. Tedavi döneminde bir uzman ile çalışmanız önemlidir.

En Çok Görülen Gıda İntoleransları

Laktoz: Gıdaları tamamen sindirmek için enzimler gereklidir. Sindirim sisteminde gıdaları parçalamak için salgılanan enzimlerden bazıları eksik veya yetersiz çalışıyorsa doğru sindirim olmaz. Laktoz, sütte bulunan bir şeker türüdür. Sindirimi ve bağırsaktan emilimi için laktaz enzimi gerekir. Laktoz intoleransı olan insanlarda laktaz yeterince bulunmamaktadır. Laktoz sindirim sisteminde kalırsa mide ağrısı, spazm, şişkinlik, ishal ve gaz gibi şikayetlerin oluşmasına yol açar.

Fruktoz: Meyve şekeri olan fruktozu parçalayan enzimlerin eksikliğinde özellikle meyve veya meyve sularından sonra tekrarlayan karın ağrısı, bulantı, kusma ve kan şeker düşüklüğü gibi şikayetler ortaya çıkabilir. Özellikle paketli gıdaların çoğuna fruktoz şekeri eklenmektedir. Bu ürünler ile alınan yoğun fruktoz sebebiyle son yıllarda fruktoza karşı duyarlılık artmıştır. Tüm gıdaların sindirimi için bir enzim gerektirir. Fruktoz intoleransı, laktoz intoleransı gibi enzim eksikliklerine bağlı şikayetleri besin alerji ile karışır.

Kafein: Kahve, çay ve çikolata bulunan kafein çeşitli şikayetlere yol açabilir. Bazı kişiler bu maddelere diğerlerinden daha duyarlıdır. Örnek olarak bazı kişilerde çay, kahve içtiğinde çarpıntı atakları oluşabilir.

Histamin ve Tiramin: Olgunlaştırılmış peynirler, işlenmiş etler, bira, şarap, sirke, soya sosu gibi ürünlerin üretimi sırasında oluşan maddelerdir. Avokado, ıspanak gibi bazı besinlerde ise doğal olarak da bulunur. Düzgün saklanmamış olan balık gibi bazı gıdalar çürüme veya bayatlama nedeniyle histamin birikimine neden olabilir. Gıdalar içinde biriken histamin cilt döküntüleri, karın krampları, ishal, kusma ve mide bulantısı yol açabilir.

Salisilat: Mantar, yer fıstığı gibi bazı besinlerde bulunan bir tuzdur. Aspirin yapımında kullanılır. Bazı gıdaların içinde yer alan salisilat normal kişilerde soruna yol açmazken bazı salisilat duyarlı kişilerde tepki olarak vücutta kaşıntı kızarıklık kabarıklık nefes darlığı baş dönmesi gibi şikayetler oluşur. Salisilatlar, zararlı bakterilere, mantarlara, böceklere ve hastalıklara karşı savunma mekanizması olarak bitkilerde doğal olarak üretilen salisilik asit türevleridir. Nane aroması, domates sosu, çilek ve narenciye özellikle yüksek seviyelerde salisilat içeriğine sahiptir. Tat katkılarıyla işlenmiş gıdalar genellikle yüksek düzeyde salisilatlar da içerirler.

Benzoatlar, Bütilhidroksianisol (BHA), Bütilhidroksitoluen (BHT), Sülfitler, Tartrazin, Monosodyum Glutamat (MSG): Gıdalara eklenen koruyucu maddelerdir. Gıdaların içine konulan katkı maddelerine intolerans son otuz yılda giderek artan bir sorun haline geldi, çünkü giderek daha fazla sayıda gıda katkı maddeleri içeriyor. Gıdaların içine konulan katkı maddeleri gıdaların tatlarını arttırmak, gıdaları çekici kılmak ve raf ömrünü uzatmak için kullanılır.

Back-Up Sağlıklı Beslenme Danışmanı Burcu Tunç