İşte Raflardan sizin için seçtiklerimiz...

İstanbul Mahallelerinde Bir Gezinti





Şehir tarihi, hele hele İstanbul üzerine okumalar yapmayı sevenlerin okuma listesine eklemesi gereken bir kitap ?İstanbul Mahallelerinde Bir Gezinti?.

Hicvi ve dolayısıyla mizahı; toplumsal yozlaşmayı, kurumların bozulmasını, insanlar arasındaki bitmek bilmeyen çekişmeyi ve adaletsizliği anlatmak için bir silah olarak gayet iyi kullanan Hagop Baronyan, yaşadığı dönemde sansür baskısına uğramış ve elinden geldiğince buna direnmiş bir kalem. ?İstanbul Mahallelerinde Bir Gezinti?; 19. yüzyılın ikinci yarısının İstanbul?unda, 34 mahallenin toplum yaşantısı ve mahalle hayatını kuvvetli bir mizahi dille anlatan bir kitap. Ermeni ileri gelenlerinin Ermeni toplumunun sorunlarına ilgisizliği, zengin fakir ayrımının yarattığı çelişkiler, kadın erkek ilişkileri, kilisenin mahalle hayatı üzerindeki hegemonyası... Tüm bunlar Baronyan?ın ince ve keskin gözlemleriyle aktarılıyor. Yazar; rengini, siluetini ve hatta halklarını büyük ölçüde kaybetmiş bir şehrin mazisine başka bir gözle bakmamızı sağlıyor.

Şark Dişçisi? ve ?Baronyan Oyunları: Bağdasar Ağpar ve Haşmetlü Dilenciler? kitapları da Türkçeye kazandırılmış olan Hagop Baronyan; Edirne doğumlu bir Osmanlı Ermenisi olarak satirik kalemi, eğitimci ve yazar kimliğiyle 19. yüzyılda İstanbul coğrafyasının en önemli sosyal ve entelektüel figürlerinden biriydi. Siyaset ve sosyoloji üzerine mizahi diliyle verdiği katkılara karşı meteliksiz bir şekilde şehrin sokaklarında genç yaşta hayatını kaybeden Baronyan?ın mezarının yeri bugün bilinmemektedir.

Yazan: Hagop Baronyan
Çeviren: Hilda Teller Babek
Yayınevi: Can Yayınları

Sivrisinek Sahili





Peter Weir?in 1980?lerde Harrison Ford, Helen Mirren ve River Phoenix gibi dikkat çeken bir kadroyla beyazperdeye aktardığı ?Sivrisinek Sahili?, sarsıcı ve sıra dışı edebi deneyimleri sevenlerin unutulmaz hanesine yazılacak.

Yapı Kredi Yayınları?nın ilk kez bastığı roman için heyecanlanmamak ne mümkün. Kitabın merkezinde ayrıksı ve sivri dilli bir mucit olan Allie Fox var. Allie, ABD?den ve bu ülkenin temsil ettiği her şeyden nefret eden; insanlığın ve kendisinin daha iyi bir dünyada yaşamayı hak ettiğine inanan biri. Medeniyet en başından yanlış kurgulanmış, insanlık da aptallığıyla dünyayı felakete sürüklemiştir. Kendisini ?son insan? olarak gören ve açıkça ifade etmese de dünyayı kendisinin kurtaracağına inanan Allie, bir gün dört çocuğu ve karısını alıp arkasına bile bakmadan ülkesini terk eder ve Honduras?a ütopik bir düzen kurmaya gider. Sivrisinek Sahili adlı bu yeni bölgede her şeye sıfırdan başlar ve doğanın kucağında mükemmel bir mikrokozmos yaratır. Ancak medeniyetten kaçarken kendi medeniyet anlayışını geride bırakamayan Allie, vahşilere ?insan gibi? yaşamayı öğretmeye başlar. Allie?nin on dört yaşındaki oğlu Charlie?nin canlı, naif ve esprili anlatımı eşliğinde, zeki ve benmerkezci antikahraman Allie Fox?un bir idealistten bir zorbaya dönüşmesine tanık olurken sistem, insan, medeniyet, ilkellik arasındaki kent insanın derin çelişkileri de özgün bir şekilde işleniyor.

Yazan: Paul Theroux
Çeviren: Şeyda Öztürk
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

Kâtip Bartleby





Daha önce pek çok yayınevi tarafından da Türkçeleştirilen, Kafka ve Camus gibi yazarlara esin kaynağı olmuş, nice tiyatro uyarlaması yapılmış çağdaş klasik ve yeraltı edebiyatının kült eserlerinden ?Kâtip Bartleby?, İlknur Özdemir?in başarılı tercümesiyle dilimizde.

Zaman 19. yüzyıl, yer New York Wall Street?te bir hukuk bürosu. Kitabın kahramanı Bartleby, evraklarla dolu boğucu bir atmosferin ortasında direnen bir insan parçası. Cümlelerini, hayata duruşunun simgesi olan ?yapmamayı tercih ederim? kipiyle tamamlayan bu ?sıradan? kâtip; kendisine verilen görevleri yapmama yoluna gidiyor. Bu pasif direnişin anlatıcısıysa, hukuk bürosunun sahibi avukatın ta kendisi. Kâtibinin inadıyla başa çıkamayan avukat; kapitalizmin kalesinde, devasa binaların duvarlarına bakan masasında, sadece çalışmayı değil yaşamayı da durduran, hiçbir işe yaramayan bu adamdan kurtulma isteğiyle sonunda mantıkdışı bir çözüme yönelir. Bartleby?nin hikâyesi, bireyin toplum kurallarına karşı tavrını yansıttığı kadar özgür irade ve determinizm konularına da bir pencere açıyor. Kendini dünyadan soyutlayan, özgürlüğünden taviz vermeyen Bartleby canının istemediği hiçbir şeyi yapmazken kâtibinin çalışmaması karşısında ona hem acıyan hem de öfkelenen avukatın çözüm yolları da absürt edebiyata yön veren niteliğiyle bu kısacık eseri öncü kılıyor.

Borges?in çok etkilendiği bu eserin önsözünde yazdığı satırlardan bir cümleyle bitirelim: ?Evrenin gündelik ironilerinden biri olan gerçek faydasızlığı gösteren üzücü ve gerçek bir kitap.?

Yazan: Herman Melville
Çeviren: İlknur Özdemir
Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınevi