Günümüzde kış aylarında dahi kullandığımız klimalarımızı, havaların ısınmasıyla birlikte evlerimizde ve otomobillerimizde daha fazla kullanmaya başlayacağız. Yaz aylarının bunaltıcı sıcaklarından etkilenmemek için dört elle sarıldığımız, onsuz yapamadığımız klimalarımız ne kadar sağlıklı? Klimalarımızın yanlış kullanımı sonucu ne gibi sorunlar ortaya çıkabilir? Bu soruların yanıtlarını aşağıda bulabilirsiniz.



Yaz aylarında, çalıştığımız ya da günümüzün çoğunu geçirdiğimiz ortamları soğuttuğumuz için dış mekânlara çıktığımızda yüksek sıcaklığa aniden maruz kalırız. Sıcak ve soğuk ortamlar arası yer değiştirmemiz gün boyunca sürer. Bu durumun tersi düşünüldüğünde de sıcak olan ortamdan soğutulmuş ortama girdiğimizde soğuk havaya aniden maruz kalırız ki bu da aynı etkiyi yapacaktır; vücudumuzda ani ısı değişimi oluşacaktır. Sıcak ortamdan klimalı ortama girdiğimiz an vücudumuzda ani buharlaşma olur. Bu durumun en büyük etkileri kas ve iskelet sistemimize olacaktır. Özellikle bel, omuz, boyun ve sırt kaslarımızda ağrılara ve tutulmalara neden olacaktır ki yaz aylarında en sık yaşadığımız sağlık sorunlarının başında kas ağrıları gelir.

Klimanın soğutulmuş havayı direkt üzerimize üflediği durumlar, özellikle çocuklarda ve yaşlılarda, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve hastalıklara yakalanma olasılığının artmasına neden olabilmektedir. Ayrıca soğuk havanın direkt yüzümüze üflendiği durumlarda geçici yüz felci gelişmesi ve işitme kayıplarının oluşması da kolaylaşmaktadır. Klimanın ayarlarını yaparken; otomobilinizde havanın camlara ve ayaklara doğru, işyerleri ve evlerde ise doğrudan yüze gelmeyecek şekilde ayarlanması daha sağlıklı olacaktır.

Klimalardaki diğer bir sorun da filtrelerdir. Her ne kadar teknolojinin gelişmesiyle klimaların hava filtreleme yöntemleri gelişmiş olsa da klima filtrelerinin bakımının yapılmaması pek çok solunum yolu hastalığına davetiye çıkarmaktadır. Filtresi olmayan ya da bakımı yapılmamış klimalar, astım hastaları için oldukça tehlikeli olup hastalıklarının etkisini arttırmasına neden olmaktadır. Yaz aylarında görülen zatürre ve bronşit olgularının büyük bir kısmı, bakımı iyi yapılmamış ve filtreleme sistemi kötü olan klimalara bağlıdır. Çeşitli bakteriler, filtre bakımı yapılmamış ya da filtresi olmayan klimalar aracılığı ile ortama kolayca yayılıp solunum yolu hastalıklarına neden olmaktadır. Ayrıca klimaların nemlendirme bölümünde üreyen küf mantarları zatürreye neden olabilmektedir. Ateş, halsizlik ve kas ağrısı gibi gribal enfeksiyon benzeri belirtilerle başlayan klima zatürresi daha sonra şiddetli öksürük ve balgam çıkışı ile kendini gösterir. Klimalı ortamlarda yaşıyorsak bu bulgular ortaya çıktığında doktorunuza danışmakta geç kalmamanız gerekir. Bu tür klimalara bağlı hastalıklardan olabildiğince korunabilmek için klima alırken filtreleme özelliğinin son teknoloji ile donatılmış olduğuna mutlaka dikkat edin.

Klima, 23 derecenin altına ayarlanmamalı nem düzeyi ise %50 olmalıdır. Aşırı terleme nedeni ile vücudumuzdan su ve tuz kaybı olacağı için baş ve vücut ağrıları ortaya çıkabilir. Olası su ve tuz kaybını önlemek için bol su tüketmeli ve tuz tüketimini de dengelemeliyiz.

Klimamızın soğukluğunu ayarlamak da önem taşımaktadır. İş yerimizi soğutacaksak, dış ortamın ısısından 4-5 derece daha düşüğe ayarlayıp belirli aralıklar ile iç ısıyı kademeli olarak düşürmek gerekir. Dışarısı 38 derece iken iç ısıyı birden 23 dereceye ayarlamak, yukarıda sözü edilen şikâyetlere ve rahatsızlıklara neden olacaktır. Bu nedenle klimamızın derecesini kademeli olarak düşürerek ortamı soğutmak, her zaman tercih edilecek yöntem olmalıdır.

Yapılan araştırmalar çok gerekmediği sürece ortamı soğutmak için klima kullanmayıp, doğal yöntemler olan kapı pencere açmanın ve ortamı sürekli havalandırmanın en sağlıklı yöntem olduğunu ortaya koymuştur.


Dr Back-Up Doktoru. Ali Esat Keskin yazdı