Kaybedilen kişinin ardından yas tutmak olması gereken normal bir süreçtir. Yaşanan bir kaybın ardından kişi, bazı duygusal boşluklar yaşar; normal gündelik işlevlerinde aksaklıklar ve bazı ruhsal bozukluklar oluşabilir. Gündelik yaşantıyı normal ve sağlıklı sürdürebilmek için yas sürecinin tamamlanmış olması gerekir. Yas süreci esnasında kişi, yaşadığı kaybı hayatın bir parçası olarak görmeyi öğrenir ve kabullenir. Bu süreç kişinin kaybettiği kişiyi unutması ya da artık umursamaması anlamına gelmemektedir. Sadece kaybedilen kişinin yokluğuyla başa çıkabilmeyi başarmaktır esasında.



Yas sürecini olması gerektiği şekilde yaşayamamak, acıyı ve kederi bastırmaya çalışmak sağlıklı bir yöntem değildir. Bastırılan duygular ilerleyen zamanlarda fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklar olarak kendini gösterecektir.
Ölen kişiye olan bağ, kaybı yaşayan kişinin önceki travmaları, kaybedilen kişinin ölüm biçimi gibi birçok etken yas sürecinin uzunluğunu belirler. Yas sürecinde yaşadığınız fiziksel ve ruhsal yakınmalar, anormal bir duruma verilen normal tepkiler olarak kabul edilir ve normal karşılanır. Fakat bu süreç olması gerekenden çok daha uzun sürüyorsa; kişide suçluluk hissi, kabullenememe, inkâr gibi doğal tepkiler beklenenden daha uzun süre varlığını koruyorsa; intihar ya da kendine zarar verme isteği bulunuyorsa ya da kişinin kendi davranışlarından ya da içinde yaşadığı kültüre göre kabul gören davranışlardan farklı tepkiler gösteriyorsa, durumu bir uzmanla görüşmek gerekmektedir.

Doğal bir yas sürecinde kaybı yaşayan kişi ilk olarak ?şok?u yaşar. Kişi ölümle birlikte ilk etapta bir süre hissizlik yaşar. Şoku atlattıktan sonra inkâr süreci başlar. Kişi hiçbir şey olmamış gibi davranır, kaybı olmamış sayar. İnkâr süreci, kişinin durumla kısa bir süreliğine başa çıkmasını sağlar; kendini hazırlaması için faydalıdır. Fakat bu süreç çok uzun süreli olmamalıdır. Akabinde kişi arzu etme sürecine girer. Bu süreçte kişi bir yandan ?Bu neden benim başıma geldi? Neden ben?? gibi sorularla isyan ederken bir yandan da ?O geri gelsin, benim canımı alsınlar!? gibi pazarlıklar yaşar. Bu süreç de kabullenmeye giden yolda bir uyum sağlama çabasıdır esasında. Çaresizlik evresi belki de yas sürecinin en zor kısmıdır. Kişi artık kaybının geri gelmeyeceğini ve hayatın artık onsuz süreceğini bilir, bunun derin üzüntüsünü ve kederini yaşar. Bu süreçte kişi gündelik işlerini yapmakta güçlük çeker, sosyal ilişkilerinde düşüşler olur, iş hayatında zorluklar yaşar. Kabullenme ve hayatı düzenleme evresi ile birlikte ise kişi artık tam anlamıyla kaybını ve bunun hayatın bir parçası olduğu kabullenmiş, hayatını onsuz nasıl sürdüreceğini planlamış olur. Bunun anlamı kesinlikle kaybedilen kişiyi tamamen yok saymak ya da artık umursamıyor olmak değildir. Bu sadece onun yokluğunda devam ettirmek zorunda olduğunuz hayatı nasıl sürdüreceğinizi belirlemektir.
Yas sürecini sağlıklı geçirebilmek adına;

- Acınızı tek başınıza yaşamayın; muhakkak birileri ile paylaşın, konuşun, içinizi dökün. Güçlü görünmeye çalışmayın; ağlamaktan utanmayın, çekinmeyin, duygularınızı bastırmayın.
- Herkesin kayıplara verebileceği tepkiler farklıdır. Aileden bir kayıp verdiğinizde diğer aile bireylerinin yas tutuş biçimi sizinkinden farklı olursa bunu anlayışla karşılayın, kendinize ya da aile bireylerine karşı bir kızgınlık, öfke yaşamak yas sürecini zor atlatmanıza sebep olabilir.
- Kaybedilen kişiyi hatırlatacak şeylerden ya da bu konu hakkında konuşmaktan kaçınmak bir çözüm değildir. Aksine kaybedilen kişiyi anımsatacak uyaranlara ne kadar temas edebilirseniz ya da bu konuyu ne kadar çevrenizdekilerle konuşabilirseniz, kabullenmeniz de o kadar kolay olur.
- Daha önce kayıp yaşayan kişilerle konuşmak sizi bu sürece hazırlayacaktır ancak herkesin farklı yas tutma biçimleri olduğunu da aklınızdan çıkarmayın.
- Ölümden sonra gerçekleştirilen dini ve kültürel merasimlere katılmak ölümü anlayabilmeniz ve kabul edebilmeniz için yararlıdır.
- Kaybedilen kişiyi anımsatacak belirli günler olacaktır; ölüm yıl dönümü, doğum günü ya da evlenme yıl dönümü gibi? Bu günleri size destek olabilecek, anlayabilecek kişilerle birlikte geçirmek sizin için daha kolay olacaktır.
- Bu dönemle daha rahat başa çıkabilmek için fiziksel olarak yeterli olmanız gerekmektedir. Yemek yemeyi reddetmek, uyumamak sizin bu süreci daha zor atlatmanıza neden olacaktır.
- Aşırı alkol ya da başka maddeler kullanmak ya da kafanızı dağıtmak için kendinizi yoğun bir şekilde başka bir şeye vermeniz çözüm olmaktan ziyade kabullenme evresine geçişinizi zorlaştıracaktır. Gerçekleri görmezden gelmek sadece geçici bir çözüm olur.

Back-Up ve Dr. Back-Up Psikolojik Danışmanı Çağlar Karaman yazdı.