Meme kanserine olan farkındalığı arttırmak için yapılan çalışmaların simgesi oldu pembe kurdele. Eskiden 50 yaş üstü kadınlarda görüldüğü düşünülen meme kanserinin yaş seçmediği, genç kadınlarda da görüldüğü ortaya konmuş ve erken tanı ve tedavi için düzenli muayene ve tetkikler önem kazanmıştır.

Meme kanseri dünya üzerinde en çok görülen kanser türlerinin başında gelir. Meme kanseri kökenini meme hücrelerinden alır. Kadınlarda erkeklere göre 100 kat fazla görülmekle birlikte kanser meme dışında başka bir organa yayılmadan tespit edilirse tedavi şansı %96 gibi oldukça yüksek rakamlara yükselmektedir.



Meme kanserinin risk faktörleri arasında öncelikle cinsiyet gelmektedir. Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülmektedir.
Yaş, meme kanseri riski için önemini sürdürmektedir. Her ne kadar genç kadınlar arasında görülse de 50 yaş ve üzeri kadınlarda risk biraz daha fazladır.
Ailesel faktörler de meme kanseri için risk oluşturmaktadır. Ailesinde meme kanseri olan bireyin meme kanserine yakalanma riski, olmayan bireye göre daha fazla olduğu söylenmektedir.
Menopoz sırasında sıcak basmasını tedavi etmek amacı ile verilen hormon ilaçları meme kanseri riskini arttırabilir.
Bir memede kanser gelişmesi, ileriki yıllarda diğer memede kanser gelişme riskini arttırmaktadır.
Aşırı yağlı beslenme ve alkol tüketiminin kanser riskini arttırdığı söylenmektedir.

Meme kanserinin çok çeşitli tipi mevcuttur. En sık rastlanan meme kanseri türü olan ?Duktal Karsinoma?, süt kanallarında başlar. Meme kanseri en sık da, lenf bezlerine, kemiğe, akciğere ve karaciğere yayılır. Meme kanseri ailesel geçiş gösterdiği düşünülen bir kanser tipi olduğundan ailesinde meme kanseri olanların daha dikkatli olup düzenli kontrollerini yaptırmaları önerilir. Peki bu düzenli kontroller nelerdir?

Meme kanserinin tanısında ve taramasında kullanılan en geçerli yöntemler, kişinin kendisini düzenli olarak muayene etmesi, mamografi ve meme ultrasonu kontrolleridir.

MAMOGRAFİ: memenin görüntülenmesi için kullanılan en temel yöntemdir. İşlem sırasında memenin hareket etmemesi ve daha iyi görüntü alınabilmesi için meme sıkıştırılarak çekim yapılır. Bu sıkıştırma işlemi sırasında kişi rahatsızlık hissetse de aşırı ağrı hissetmez. İncelemenin daha ağrısız olması için işlemin, adet kanamasının kesildikten sonraki hafta içinde yapılması tavsiye edilmektedir. Hekim tarafından gerek görülmediği sürece 40 yaşından önce yapılmaz ve duruma göre yılda 1 ya da en azından 2 yılda bir tekrar edilir.
MEME ULTRASONU: yatarak ve sıkıştırılmadan ultrason aracılığı ile yapılan görüntülemedir. Meme dokusu yoğun olan bireylerde görüntülemeyi kolaylaştıran bir yöntemdir. Son yapılan çalışmalarda düzenli kontrollerde meme ultrasonu ve mamografinin birlikte değerlendirilmesinin erken tanı için oldukça yararlı olduğu ortaya koyulmuştur.

Mamografi çekimlerinin şüphe duyulmadığı sürece 40 yaşından sonra başlanması, meme ultrasonunun ise radyasyon içermemesi nedeni ile 30?lu yaşlarda hatta ailesinde meme kanseri öyküsü olanlarda 20?li yaşlarda başlanabileceği bilgisi mevcuttur. Ultrason radyasyon içeren bir yöntem olmadığı için yıllık hatta daha kısa süreli takipler için kullanılmasında sakınca görülmemektedir.

KENDİ KENDİNİ MUAYENE: her kadının düzenli olarak kendini muayene etmesi gerekir. Memede oluşan asimetri, meme başında çekilmeler, ödem ve portakal kabuğu görüntüsü, memede ele gelen sertlikler meme kanserinin işareti olabilir. Bu tür değişiklikler gözlemleyen kadınların hekimlerine başvurmaları, olası meme kanserinin erken tanısında büyük önem taşımaktadır.

Erken evrede yakalanan meme kanserinin tedavisinde ilk tercih cerrahi yöntemdir. Tümör ya çevresindeki temiz dokuyu da içerecek biçimde alınır ya da tüm meme alınır. Yalnızca tümörün çıkarılmasına ya da memenin tamamen alınmasına hastalığın ilerleme durumuna göre karar verilmekle birlikte kanserin koltuk altı lenf bezlerine yayılıp yayılmadığını tespit etmek amacı ile koltuk altından lenf bezleri de alınıp biyopsi uygulanmaktadır.
Memenin alınmasından sonra hastalığın evresi belirlenmiş olur ve gerekli görüldüğü taktirde, radyoterapi ve kemoterapi gibi ek tedaviler uygulanır. Cerrahi ve diğer ek tedavilerin gelişme göstermiş olmaları nedeni ile meme kanseri tedavisi günümüzde oldukça yüz güldürücüdür.

Meme kanserinin tanı ve tedavi sürecinde bireyde psikolojik etkilenme ve depresyon görülebilr. Bu süreçte mutlaka psikolojik destek alınmalıdır. Psikolojik destek alan bireyler günlük yaşamlarına çok daha çabuk dönebilmektedir. Bu dönemde sağlıklı ve dengeli beslenme, gevşeme egzersizleri hastalık ile başetmenize oldukça yardımcı olacaktır.

Dr. Back-Up Doktoru Ali Esat Keskin yazdı.