Serviks kanseri, rahim boynu kanseri ya da rahim ağzı kanseri yapılan çalışmalarda kadınlar arasında meme kanserinden sonra en sık görülen kanser olup her iki dakikada, bir kadının ölümüne neden olduğu söylenmektedir.



Serviks kanseri için pek çok risk faktörü gösterilmekle birlikte bu hastalık için en büyük risk faktörünün HPV (Human Papilloma Virus ? İnsan Papilloma Virusu) enfeksiyonlarının olduğu gösterilmektedir. Tanısı konmuş rahim ağzı kanserlerinin hemen hepsinde HPV enfeksiyonunun varlığı gösterilmektedir. HPV enfeksiyonu dışında diğer risk faktörleri arasında; cinsel ilşki yaşının 20 yaşının altında olması, çok sayıda cinsel ilişki partneri, kişinin eşinin çok eşli olması, kötü hijyen, düşük sosyso ekonomik düzey, genetik geçiş (ailede rahim ağzı knaseri öyküsü olması), sigara kullanımı, yetersiz beslenme ve vitamin eksikliği (C vitamini, A vitamini , Folat eksikliği...) ve cinsel yolla bulaşan diğer bazı enfeksiyonlar sayılabilir.

HPV oldukça sık görülen ve çok kolay yayılan bir virüstür. Cinsel yolla çok kolay bulaşır ve cinsel yönden aktif olan kadınların büyük bir kısmı yaşamlarının bir döneminde HPV?ya maruz kalıp enfekte olurlar. Farkında olmadan alınan bu virüsle bağışıklık sistemimiz savaşarak enfeksiyonu ortadan kaldırabilir ancak enfeksiyonun devam ettiği durumlarda rahim ağzında kalan virüsler kanser gelişimine neden olabilmektedir.

Rahim ağzı kanserinin belirtileri çok çeşitli olabilmektedir. Özellikle hastalığın ilk evrelerinde hiç belirti vermeyebilir. Çoğu durumda hastalık ilerledikçe belirtiler başlar. Bazı vakaların erken evrelerinde cinsel ilişki sonrası lekelenme tarzında kanamalar görülebilmektedir. Orta derece ve ilerlemiş serviks kanserlerinde kilo kaybı, halsizlik, iştahta azalma, sırt ağrıları, bacak ağrıları, kasık ağrıları aşırı vajinal kanamalar görülebilmektedir. Vajinal akıntıda artış, cinsel ilişki sırasında ağrı servikal kanser belirtileri arasındadır. Çok ilerlemiş vakalarda, karın içi organlara, akciğerlere ve diğer bölgeler metastaz (yayılım) görülebilmektedir.

Serviks kanserinin yavaş ilerlemesi erken tanı ve tedavide oldukça kolaylık sağlamakla birlikte düzenli tarama uygulamalarının önemini ortaya koymaktadır. Çoğu kanserde de olduğu gibi serviks kanserinde de erken tanı ile yaşam süresi arasında doğru orantı vardır. Yayılmamış, erken evredeki olgularda 5 yıllık sağ kalım %100 iken, erken ve lokalize tümörlerde bu oran %92, çevresel yaılım gösteren vakalarda %49 ve uzak metastaz gerçekleşmiş vakalarda bu oran %15 dolayındadır. Bu tablo erken tanı ve tedavinin önemini gayet iyi ortaya koymaktadır.

Günümüzde serviks kanserinin tarama testi olarak kullanılan PAP Smear testi, hem kolay uygulanan, hem ucuz hem de kanser vakalarında ölümlerin %75 azaltılmasına yardımcı olan çok başarılı bir testtir. Hem oldukça ucuz hem de kolay uygulanarak kanser gelişiminin en baş evrelerinde hastalığın tespit edilmesini sağladığı için PAP Smear testi çok değerli bir testtir. Kadınların yıllık PAP smear testi yaptırmasının serviks kanserinin önelenmesi, erken evrede tedavi edilmesine olan katkısının büyük olması ve böylece hayat kurtarıcı olacağı tartışılmazdır. Serviks kanseri tanısınının konulmasında pek çok test mevcuttur ama tarama amaçlı PAP Smear testini kadınların düzenli olarak yaptırması erken tanı olasılığını ve dolayısıyla tedavi şansını çok fazla yükseltecektir.

Pap Smear testi serviks kanserini erken dönemde yakalayabilmektedir ancak kesin tanı biyopsi ile konulmaktadır. Rahim ağzından kolposkopi ile alınan örnekler patolojik olarak incelenir. Alınan örnekteki hücrelerin tipine, farklılaşma derecesine ve yüzeyel mi yoksa derine kadar yayılmış mı bakılır. Tanı konulduğu zaman vücutta yayılım olup olmadığına bakılır. Serviks kanserinin tedavisi cerrahidir. Hastalığın derecesine göre farklı cerrahi teknikler uygulanır.

Rahim ağzı kanserinin oluşumunda HPV?nin büyük rol oynaması bu virüse karşı aşı geliştirme çalışmalarını hızlandırmıştır. Günümüzde insanda serviks kanseri ve genital siğil yapan HPV türlerine karşı aşılar geliştirilmiş ve aşıların uygun dönemlerde bireylere uygulanması sonucu koruyuculuğunun çok yüksek olabildiği iletilmektedir. HPV aşısının en ideal yapılma şekli hiç cinsel ilişkiye girmemiş yani virüs ile karşılaşma riskinin az olduğu bireylere yapılmasıdır. HPV?nin 4 türüne karşı uyuglanan bu aşının halen kabul edilen uygun yaş aralığı 9-26 yaşlarıdır. Gereklilik durumunda aşının uygulanma yaşı 40?lı yaşlara kadar çekilebilmektedir.
Yalnızca tek cinsel partnerin olması, her zaman güvenli cinsel ilişkide bulunmak serviks kanserinden tam olarak korunmaya yetmez. Tek cinsel partnerin olması bile risk altında olunması için yeteceği gibi her zaman kondom kullanılması durumunda dahi virüs genital bölgedeki deri yoluyla da bulaşmaktadır. Sonuç olarak rahim ağzı kanserinden en iyi korunma yöntemi; PAP Smear testi olup her kadının jinekoloğu aksini söylemediği taktirde düzenli olarak yaptırması hayat kurtarıcı olacaktır.

Dr. Back-Up Doktoru Ali Esat Keskin yazdı