Bu aya özel sizin için seçtiğimiz kitaplar?

Bir Sabah Uyandığımda Yoktum





Genç yazarların devrine girdiğimiz bir dönemde Işıl Kocaoğlan ismini vizöre almakta fayda var.

1984 İstanbul doğumlu genç yazar, pek çok kalemdaşı gibi bir yandan yazıyor, bir yandan yayınevleri için çeşitli işler yapıyor. ?Bir Sabah Uyandığımda Yoktum?, debdebeli bir novella olarak tanımlanabilir. Pahalı bir evde yaşayan, büyük bir şirkette çalışan, özgüveni yüksek, hırslı ve parlak bir profesyonel, bir sabah uyandığında, ortada hiçbir neden yokken hiç var olmamışçasına kaybolduğunu fark eder. Öylece, birdenbire bir Yokadam?a dönüşmüştür.

Kâbus, trajedi, muamma, kumpas, adına ne dersek diyelim yok olmuştur işte. Sevgilisi, annesi, işyerindekiler, apartmandakiler, şehirdekiler... Kimse onu görmüyordur. Bu Kafkaesk ilk romanda, tuhaf kurgusuyla Kocaoğlan?ın ters yüz edici hikâyesini okumanın en büyük zevklerinden biri de hiç tükenmeyecek bir konu olan varoluşu bir kez daha masaya yatırması.

Yazan: Işıl Kocaoğlan
Yayınevi: İletişim Yayınları

Sinek Sarayı

Mine G. Kırıkkanat, yeni romanıyla raflarda...




Mine G. Kırıkkanat, Cihangir sokaklarındaki renkli manzaraları, çetrefilli ilişkileri, ümitleri ve hayalkırıklıklarını, sevinci ve hüznü son derece sade, canlı ve akıcı bir üslupla kaleme almış. Okura insan ruhundan kesitler sunan Sinek Sarayı?nın konusuna gelirsek başrolde Fransız bir baba ve Türk bir annenin oğlu olan Sinan Laforge var. Paris?teki ideale yakın hayatını bir süreliğine askıya alarak geleceği hakkında düşünmek için İstanbul?a gelen Sinan, yakın bir dostunun ona açtığı Cihangir?deki apartmanda adeta Burlesk bir gösterinin içine yuvarlanır. Cüce bir kapıcı ve mongol oğlu, gece kulüplerinde çalgıcılık yaparak geçimini sağlayan ikiz kız kardeşler, bir fahişe, bir travesti, umutsuz yaşlı bir kadınla dul kızı... Bu insanlar da, parçalanmış kimlikleri ve ikiye bölünmüş yaşamlarıyla Bülbül Sokağı gibi bir çıkmazdadırlar sanki.

Yazan: Mine G. Kırıkkanat
Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınevi

Alternatif Teknoloji






David Dickson Alternatif Teknoloji?de böylesi bir ?teknik? anlayışı sorgulayarak teknoloji tarihini yeniden yorumlayarak teknolojik gelişmenin siyaseti iptal eden bir dinamik içermediğini, başlangıçtan beri asıl olarak ?sanayileşme ideolojisi? ve ?bilimcilik miti? çerçevesinde işleyen politik bir süreç olduğunu göz önüne seriyor.

İdeolojilerin sonunun geldiği söyleniyor... Kurtuluşumuzun ideolojiler üstü olduğu iddia edilen ?çağdaş teknoloji?nin benimsenmesi ve geliştirilmesinde yattığı anlatılıp her şey iktisadi kategorilere ve tekniğe indirgeniyor... David Dickson Alternatif Teknoloji?de böylesi bir ?teknik? anlayışı sorgulayarak teknoloji tarihini yeniden yorumluyor. Kitabın asıl heyecan verici yanıysa alternatif bir teknoloji kurmanın gerekliliğini ve olabilirliğini tartışması ve şu tip sorulara cevap araması: Hiyerarşik ve otoriter olmayan ilişkilere dayanan, insanları yaptıkları işe ve doğaya yabancılaştırmayan, bireyin tüm yeteneklerinin ve yaratıcılığının önündeki teknik engelleri kaldıran, yenilenebilir kaynaklara yaslanarak doğayı tahrip etmeyen, uzmanların değil üretenlerin denetlediği farklı teknolojiler geliştirmek mümkün müdür? Dickson buna siyasal bir cevap veriyor: Alternatif bir teknoloji, ancak alternatif değerlere yaslanan bir siyasal pratikle inşa edilecek alternatif bir toplum yaratma mücadelesi içinde oluşturulabilir.

Yazan: David Dickson
Çeviren: Nezih Erdoğan
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları