Vizyondan sizin için seçtiğimiz filmler...

She?s Funny That Way İlişki Durumu: Kaçamak



The Last Picture Show?la Amerikan sinemasının efsane yönetmenleri arasında adını yazdıran Peter Bogdanovich, yıllar süren suskunluğunu, gardınızı hemen düşürüp size kendini sevdirecek bu tatlı komediyle bozuyor. Film, Bogdanovich, Brooklyn?de telekız olarak çalışan Izzy?nin (Imogen Poots) bir film yıldızına dönüşme öyküsünü anlatıyor.

Oyuncu kadrosu süper. Rhys Ifans, Arnold?ın karısını ayartma peşindeki hırslı ve kindar bir aktör rolünde oynuyor. Jennifer Aniston ise görebileceğiniz en öfkeli terapisti canlandırıyor. Bir dizi tesadüf ve yanlış anlaşılmadan komedisini çıkaran filmin hafif bir meltem gibi esip geçen bir temposu var. Eski usul komedi numaraları ve ilişkilerin arapsaçı haline geldiği sahneler zamanla tesirini yitirebilse de, filmin tümüne, gösterişsiz bir mizah ve sinema tutkunlarının gönlünü çelecek referanslar hâkim.

Yönetmen: Peter Bogdanovich
Senarist: Peter Bogdanovich, Louise Stratten
Oyuncular: Owen Wilson, Imogen Poots, Jennifer Aniston
Süre: 93?
Gösterim Tarihi: 04 Eylül

Minyonlar


Despicable Me / Çılgın Hırsız? serisinin yancı karakterleriyken başrole terfi eden ufacık tefecik kahramanlarımız, sessiz dönem filmlerinin komedi anlayışını hatırlatan ?The Minions?ta kelimenin tam anlamıyla çılgınlaşıyor!

Bu sarı renkli minik kahramanların kökenlerini ?Toy Story?deki uzaylılara ya da 1940 yapımı ?Fantasia?daki süpürgelere kadar takip edebiliriz. Peki, her şey iyi güzel de, tek başlarına bütün bir filmi taşıyabilirler mi? Cevap, şaşırtıcı bir şekilde evet, hem de koca bir evet! ?Despicable Me? serisinin öncesinde, 1968 yazında geçen filmde Kevin, Stuart ve Bob?u kendilerine yeni bir efendi ararken buluyoruz. Filmin en zayıf yanı, tahmin edilebileceği gibi, insanlar söz konusu olunca su yüzüne çıkıyor. Filmin aksiyon sahnelerine diyecek yok. Espriler de saçmalığın dibine vururken bile kıvrak bir zekâyı yansıtan cinsten. Türkçe dublajla vizyona giren filmde ?süper kötü? Scarlett?i Beren Saat, onun mucit kocasını ise Kenan Doğulu seslendiriyor.

Yönetmen: Pierre Coffin, Kyle Balda
Senaryo: Brian Lynch
Süre: 91?
Gösterim Tarihi: 04 Eylül

Ziyaret / The Visit


Büyükanne ve büyükbabalarının kaldığı çiftliği ziyarete gelen iki kardeşin evde metafizik birtakım güçler keşfetmesini anlatan ?The Visit?te Shyamalan, âdeti olduğu üzere, dolambaçlı ailevi sorunları mistik numaralarının beşiği yapıyor. İki çocuğun çektiği görüntüler sayesinde, anneleri, yıllardır ailelerinde ne tür korkunç sırların saklandığını fark etmeye başlıyor. Buluntu görüntülerle ilerleyerek ?Paranormal Activity? serisine de selam çakan ?The Visit?, yıllardır kredisini tüketen Shyamalan?a son bir şans vermek için iyi bir fırsat.

Yönetmen: M. Night Shyamalan
Senaryo:M. Night Shyamalan
Oyuncular: Olivia DeJonge, Ed Oxenbould, Deanna Dunagan
Süre: 94?
Gösterim Tarihi: 11 Eylül

Sicario


Romantik komedi çekme ihtimali en düşük yönetmenler listesinde kendisini sürekli üst sıralara taşıyan Denis Villeneuve, ?Sicario?da Meksika?daki uyuşturucu çetelerinin sert, kasvetli, umuttan zerre kadar nasibini almamış dünyasına el atıyor. Emily Blunt?ın canlandırdığı ajan Kate?in başını çektiği FBI ekibi bir çetenin inine girince, cesetlerin kokusunu koltuğunuzdan alacak hale geliyorsunuz. Görüntü yönetmeni Roger Deakins?ın dinamik kamerası bizi görmek istemediğimiz yerlere bakmaya zorluyor. Filmdeki cehennemvari görüntülerden bir kısmı Amat Escalante?ye Cannes?da En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran ?Heli?den (2013) ödünç alınmış gibi duruyor. Ne olursa olsun, Villeneuve izleyiciyi nasıl diken üstünde tutacağını biliyor.

Filmin iki saatlik süresi boyunca güzel bir sinematografi ve hiç durmayan bir tempo eşliğinde her türlü suç ve alçaklığı seyrettikten sonra geriye ne kalıyor sorusu tam olarak cevabını bulamıyor yine de. İyiler ve kötüler aynı şapkanın içinden çıkıyorlar evet, ama bunu epeydir biliyoruz zaten. Villeneuve?ün yine benzer şekilde sert bir dünyayı anlattığı ?Prisoners / Tutsak?ta (2013) olduğu gibi, kendi nihilizmine biraz fazla gömüldüğünü söyleyebiliriz.

Yönetmen: Denis Villeneuve
Senaryo: Taylor Sheridan
Oyuncular: Emily Blunt, Jon Bernthal, Josh Brolin, Benicio del Toro
Süre: 121?
Gösterim Tarihi: 18 Eylül

The Little Prince / Küçük Prens (3D)


Hem bir yazar hem de uçuş konusunda öncü bir pilot olan Antoine de Saint-Exupéry?nin ölümsüz eseri ?Küçük Prens?i bilmeyen yoktur herhalde. Halen en çok satan kitaplar listelerinde başı çeken bu kısacık roman, küçüklere olduğu kadar büyüklere de yıllardır yol göstermeye devam ediyor.

Yabancı bir gezegenden gelen çocuk yaştaki bir prens ile ıssız bir çöle düşen bir pilotun yollarını kesiştiren ?Küçük Prens?, büyümeye ve hayata dair sayısız öğretiyi akıllarımıza kazımıştır. ?Kung Fu Panda?nın (2008) yönetmeni olarak adını duyuran Mark Osborne, işte bu meşhur metni evirip çevirerek, karşımıza hayli farklı bir ?Küçük Prens? varyasyonuyla çıkıyor. Mark Osborne?un üç boyutlu ?The Little Prince?i, rekabetçi bir anne ve onun küçük kızının hikâyesiyle açılıyor. Annesi kızının prestijli bir akademiye kabul edilmesini ve dolayısıyla hırsla çalışmasını istiyor. Küçük kızın kalbi ise farklı yerlerde. Kızımız, komşuları olan gizemli, yaşlı bir pilotla tanışınca, yaşlı adam ona ufacık bir prensin, arkadaşlık, yalnızlık ve aşk hakkındaki masalsı öyküsünü anlatmaya başlıyor.

Cannes?da yarışma dışı bölümde gösterilen ve beklenen ilgiyle karşılaşmayan ?The Little Prince?in en cazip yanı, Küçük Prens ve tilkinin anlatıldığı sahnelerde başvurduğu özgün stop motion teknikleri. Tüm zamanların en çok farklı dile çevrilen kitaplarından biri söz konusu olunca, insan daha güçlü bir uyarlama bekliyor. Ancak, aslına sadık kalma derdinde olmayan bu animasyon da, bu büyülü öyküye olan açlığımızı şimdilik dindirebilir. Hem Türkçe dublajlı hem de altyazılı seçeneklerle vizyona girdiğini de not düşelim.

Yönetmen: Mark Osborne
Senarist: Irena Brignull, Bob Persichetti
Oyuncular: Mackenzie Foy, Jeff Bridges, Rachel McAdams
Süre: 106?
Gösterim tarihi: 25 Eylül

Başka Sinema Eylül Filmleri:

Sinema keyfinin İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Eskişehir garantörü Başka Sinema salonlarına bu ay giren filmlere bakıyoruz:


Alman sinemasını Rainer Werner Fassbinder ve Werner Herzog gibi isimlerle 70?lerde yeniden canlandırıp unutulmaz bir sinema mirası bırakan Wim Wenders?ın en yeni çalışması ?Every Thing Will Be Fine / Her Şey Güzel Olacak? kaza sonucu büyük bir trajediye sebep olan bir yazarın suçluluk duygusuyla baş etme çabasını anlatıyor. 11 Eylül?den itibaren Başka Sinema salonlarında.


1939 Kasım?ında Georg Elser?in ev yapımı bir bombayla Hitler?e başarısız bir suikast girişiminde bulunmasını konu edinen ?13 Minutes / Hitler?e Suikast?, ele aldığı meseleye gerekli ehemmiyeti verse de, özgün bir bakış geliştirmekte o denli başarılı değil. ?Downfall / Çöküş? (2004) ve ?Diana? gibi filmlerinden gayet iyi bildiğimiz yönetmen Oliver Hirschbiegel, Elser?in bu planı tek başına yaptığına inanmayan Nazi subaylarının sorgulamaları ve kahramanımızın politik anlamda ilk uyanışını yaşadığı yılları gösteren sahneler arasında gidip geliyor. 18 Eylül?den itibaren Başka Sinema salonlarında.


Deniz Gamze Ergüven?in geçtiğimiz Cannes Film Festivali?nde ?Yönetmenlerin 15 Günü? bölümünde gösterilen ve övgüler alan ve bu sezonun en çok merak edilen yerli yapımlarından biri olan ?Mustang? 25 Eylül?den itibaren Başka Sinema salonlarına konuk oluyor. Ergüven, ilk uzun metrajı olan ?Mustang?de bizi geleneksel değerlere sıkı sıkıya bağlı yaşayan bir sahil kasabasına götürüyor. Yeni Türkiye sinemasını yakından takip eden sinefiller, Cannes?da ?Label Europa Cinemas? ödülünü de kazanan ?Mustang?n enerji dolu oyuncularını ve heyecan verici yeni bir yönetmeni keşfetme fırsatını kaçırmamalı.