İzmarit

Türkçe?ye de çevrilen ?Şemsiye? adlı romanıyla İngilizlerin prestijli Man Booker Ödülü?ne aday olan Will Self, delişmen dili ve ruhsal arızalarla meşgul olmayı seven tavrıyla yeraltı edebiyatının yeni bir kült figüre kavuşabileceğini hissettirmişti pek çok okura.



Şemsiye?de bir psikiyatristin zihninin içine girmiş ve James Joyce?la bile kıyaslanan bilinç akışı yöntemiyle insanlığa dair her türlü marazı didik didik eden unutulmaz bir romana imza atmıştı. Ayrıntı Yayınları?nın yeraltı edebiyatı serisinin bu yeni halkasında, Tom Brodzinski isimli sigarayı bırakmaya çalışan sıradan bir adamın kasvetli zihnine konuk ediyor bizi Self. Belirsiz bir ülkede, belirsiz bir zamanda, balkondan aşağı atılan bir izmarit yüzünden başlayan absürt olaylar zinciri, günümüzde kanıksadığımız pek çok değeri sorgulatan sert bir öyküye evriliyor. Bir izmaritin peşinden sürüklenerek, insan ruhunun pek çok karanlık ara bölgesine giriyor ve Batı medeniyetinin ikiyüzlülüklerine dair Will Self?e özgü bir karamsarlıkla donanıyoruz.

Yazan: Will Self
Çeviren: Gül Korkmaz
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları

Intermezzo

Gazeteci, eleştirmen ve İstanbul?un sanat ortamlarının vazgeçilmez çapkını Fikret Adil?in ağzından 1920?lerin ve 30?ların bohem İstanbul hayatını dinlemeye devam ediyoruz.



Yine Sel Yayıncılık?tan çıkan ?Asmalımescit 74?te bizi Paris?i kıskandıracak denli hızlı İstanbul geceleriyle tanıştıran Adil, kendine has akıcı üslubuyla bir dönemin kültürel atmosferini hiç eksik olmayan edebi bir tatla betimliyor. Adil?in tiyatrocu, şair, ressam ve sinemacı arkadaşlarıyla sohbetlerinin orta yerinde buluyoruz kendimizi. Yaklaşık bir asır öncesinin İstanbul?unda, bohemlerin ve sosyetenin takıldığı mekânlara uğruyoruz, onların çapkınlıkları vesilesiyle dönemin gündelik hayatına hızlı bir bakış atıyoruz. Adil bize yakın dostu Pappas?ın maceralarını tüm ayrıntılarıyla aktarırken, İstanbul?un gayrimüslim halklarının, Rumların, Musevilerin, Ermenilerin kentin sanat hayatında ne denli aktif olduğunu da hatırlıyoruz.

Yazan: Fikret Adil
Yayınevi: Sel Yayıncılık

Yaratıcılık: Kusursuz Suç

1974?te kaçak bir şekilde Dünya Ticaret Merkezi?nin tepesine çıkıp, kurduğu düzenekle ikiz kuleler arasında bir ip üzerinde yürüyen Philippe Petit, performans sanatının doruk noktalarından birine imza atmıştı.



Yalnızca bir ip cambazı değil, aynı zamanda bir illüzyonist ve yazar da olan bu nevi şahsına münhasır adamın öyküsünü ilk olarak 2008 yapımı Oscar?lı belgesel ?Man on Wire / Teldeki Adam?da izlemiştik. Hayatın her alanında kuralları deşmeyi, akla gelmeyeni yaparak uçlarda kalmayı âdet edinmiş olan Petit?nin kaleme aldığı ?Yaratıcılık?, sokak ve performans sanatının estetiği üzerine olduğu kadar, hayatı bir performansa çevirmenin, her eylemimizi bir sanatsal tasarının parçası kılmanın kitabı. Çin felsefesi eşliğinde, hayatın banal düzeni ne tür yıkıcı hamlelerle sekteye uğratılır, düzenin içinde nasıl bir yaratıcılık mümkündür gibi sorulara kendi deneyimleri üzerinden cevaplar arıyor Petit. Bu ay onun 1974?teki unutulmaz performansını bir Hollywood filmi (?The Walk?, bkz. syf 92) vesilesiyle izlemeden önce, bu sıra dışı ip cambazından düzene nasıl çomak sokulacağına dair tüyo almak iyi fikir.

Yazan: Philippe Petit
Çevirmen: Volkan Atmaca
Yayınevi: Everest Yayınları