Slow food nedir?
Slow Food Italyan gazeteci Carlo Petrini önderliğinde 1986 yılında harekete geçen bir avuç İtalyan?ın başlattığı, 1989 itibarı ile Avrupa'da yapılanmaya baslayan ve bugün de 120'yi askın ülkede 100 binin üzerinde üyesiyle uluslararası nitelik kazanmış bir hareket. En kaba ifadesiyle "fast food"un temsil ettiği değerleri, gene gıda üzerinden sorgulayan ve siyasetini gıdanın geleceği üzerinden ifade eden bir hareket. Slow Food'u pek çok çevreci hareketten ya da benzer söylemleri olan diğer hareketlerden ayıran en önemli özelliği merkeziyetçi olmayışı. Her biri yerel boyutta kurulu Slow Food birlikleri tüm meselelere "iyi, temiz ve adil" perspektifinden bakmak kaydı ile, üyeleri ve var oldukları coğrafya bağlamında değerlendiriyorlar.

Örneğin, Fikir Sahibi Damaklar "İstanbul Lüfer?e Hasret Kalmasın" kampanyasını yaparken,Balkon Bahçeleri tohum takas ağı kurma gayretinde, Yağmur Böreği ise okullarda "Tarladan Sofraya" adlı tat eğitim atölyelerinin düzenleyicisi; Urla'daki ekip geleneksel "Mart Dokuzu"nu canlandırırken, Foça yerel pazarlarını dünyaya tanıtıyor.



Eğer gerçekten geleceğe ya da çocuklarınıza hayata dair bir şeyler bırakmak istiyorsanız. Slow food?u benim yazdıklarımın dışında biraz daha araştırdığınızda evet biz ne yiyormuşuz diyeceksiniz. Yerli malı haftalarımızı hatırlayanlarımız vardır. Artık buna sahip çıkmanın zamanı geldi bence. Mevsiminde meyve ve sebze yemeyi özlemediniz mi? Slow Food terminolojiyi çevre ya da ekonomiden ziyade en basit haliyle gıda üzerinden konuşurken, bence en demokratik lisanı kurabilecek olan hareket. Herkes için çocuğunun gıdası ve sağlığı ön plandadır. Bu sebeple, Fikir Sahibi Damaklar, ekiplerini kendi yerel düzenlerinde is üretip üyelerini bu gayrete dahil ettikçe, Türkiye'nin Slow Food'a ilgisi de artacak. Ve inanın daha adil şeyler yemek için Fikir Sahibi Damaklar?ı, lütfen Facebook sayfasından ve Twitter'dan, yani kısaca sosyal medyadan takibe alın. Bu koşturmalı hayatınızda telefonunuz ya da bilgisayarınızdan sizlere ulaşabilmek onlar için çok değerli!

Evet, biraz farklı bir yazı oldu ama yediklerimize yasadığımız yere sahip çıkmanın zamanı geldi. Slow Food, iyi, temiz ve adil gıdayı savunuyor. Yediğimiz şeylerin lezzetli olması gerektiğine; yeryüzüne, diğer canlılara ve sağlığımıza zarar vermeyecek şekilde temiz üretilmesi gerektiğine ve çiftçilerin emeklerinin karşılığını adil bir şekilde alması gerektiğine inanıyoruz.

Biz kendimizi tüketici olarak değil, es-üretici olarak görüyoruz. Eğer yiyeceklerimizin nasıl üretildiği konusunda bilgi sahibi olursak ve üretenleri aktif olarak desteklersek, biz de üretim sürecine dahil olmuş ve tercihlerimizle iyi, temiz, adil gıdayı desteklemiş oluruz.

Çünkü biliyoruz ki, biz ne yersek o'yuz!

Pesto Soslu ve Çam Fıstıklı Çinekop
3 adet çinekop
Tuz
Taze çekilmiş karabiber
3 diş sarımsak, kıyılmış
1/2 bardak sek beyaz şarap
2 yemek kasığı sızma zeytinyağı
20 adet çekirdeksiz siyah zeytin
1/4 bardak ev yapımı ya da hazır pesto sos
2 yemek kasığı çam fıstığı

Balıkları temizleyip, yıkayın ve suyunun süzülmesi için bir kenara ayırın. Bu esnada fırını 200 derecede ısıtın. Kuruyan balıkların hem içlerini hem de derilerini tuz ve karabiber ile tatlandırın. Hazırladığınız
balıkları fırın kabına yerleştirin. Üzerine sarımsakları serpip, üzerinde şarabı gezdirin. Balıkların en üstüne de zeytinleri yerleştirin. Balıkların üzerindeki sos pişirme kabına akıp, balıklar renk değiştirene kadar, yaklaşık 35-40 dakika kadar, pişirin. Fırından alın üzerine pesto sos gezdirip, fıstıkları serpin.



Balık Çorbası
1 adet deniz levreği
6 su bardağı su
2 adet soğan
1 adet patates
1 adet havuç
1 tutam maydanoz
2 diş sarımsak
Tuz
Karabiber
4 çorba kaşığı zeytinyağı
2 çorba kaşığı un
1 adet limonun suyu
2 adet yumurtanın sarısı

Tencereye suyu koyun ve kaynatın. Üzerine temizleyip yıkadığınız balığı ve 1 adet kuru soğanı ilave edip haşlayın. Haşlanan balığı ve soğanı kevgirle sudan alın. Balık suyunu süzgeçten geçirin. Havucu,
patatesi, 1 adet soğanı ve sarımsakları soyup küp seklinde doğrayın. Maydanozu ince ince kıyın. Haşlanan balığın derisini ve kılçıklarını ayırıp etini didikleyin. Süzgeçten geçirdiğiniz balık suyunun içine havucu, patatesi ve soğanı ilave edip sebzeler yumuşayana kadar pişirin. Yumuşayan sebzelerin üzerine unu hafif sulandırıp ilave edin ve bir tasım kaynatın. Sonra didiklediğiniz balık etini ve maydanozu ilave edip koyulaşana kadar kaynatın (gerekirse su ilavesi yapılabilir). Çorbanın suyundan bir su bardağı alıp geniş bir kaseye boşaltın. İçine yumurtanın sarılarını ve yarım limonun suyunu ilave edip çırpın. Daha sonra hızlı hızlı karıştırarak çorbanın içine ilave edip 10-15 dakika daha kaynatın. Son olarak çorbanın üzerine kalan limon suyunu, karabiberi, tuzu ve zeytin yağını ilave edip karıştırın.

Mandalinalı Kek
2 su bardağı un
1.5 çay kaşığı kabartma tozu
1 tutam tuz
1 su bardağı toz seker
2 yemek kaşığı rendelenmiş mandalina kabuğu
2/3 su bardağı zeytinyağı
3 yumurta
1 su bardağı mandalina suyu

Üzeri İçin
250 ml krema
Mandalina dilimleri
2 yemek kaşığı pudra şekeri

Fırını önceden 180 derecede ısıtın. 23 santim ebatındaki kek kalıbını yağlayın. Un, kabartma tozu ve tuzu büyük bir kaseye eleyin. Rendelenmiş mandalina kabuğu ve şekeri bir kaseye alıp elinizle ovalayın. Zeytinyağını ekleyip mikserle çırpın. Yumurtaları teker teker ekleyerek (eklemeler arası 3-5 dakika) çırpmaya devam edin. Mikseri durdurup unlu karışımın 1/3?ünü ekleyin. Un tamamen kaybolana kadar çırpın. Mikseri durdurup mandalina suyunun yarısını ekleyin ve çırpmaya devam edin. Ardından sırasıyla unlu karışımın 1/3?ünü, mandalina suyunun geri kalanı ve unlu karışımın son kısmını ekleyerek yavaşça çırpın. Karışımı kek kalıbına dökün. 50 dakika boyunca fırında pişirin. Fırından çıkardıktan sonra kekin kalıbın içinde ılınmasını bekleyin. Soğuk kremaya yavaşça pudra şekeri ekleyip katılaşana kadar çırpın. Soğuyan kekin üzerine yayın. Mandalina dilimleriyle süsleyip servis yapın.

Back-Up Lezzet Danışmanı Şef Ceyda Baza