Güzel Cunda ve lezzet şehri Ayvalık'ın tadını çıkarabilmek için gidilebilecek en iyi aylar Mayıs ve Haziranmış aslında. Daha kalabalıklar gelmeden Cunda'nın güzel sokaklarını, Ayvalık'ın müthiş manzaralı güzel tepelerinin dolaşmanın tam zamanıdır diyor Cundalılar ama ben Ocak?ta gittim ve galiba Ocak ayı daha güzel geldi bana...



Cunda'nın güzel Rum evleri, tas kaplı sokaklarından geçip otelimiz Otel Mola'ya yerleştik. Güzel bir Otel, yapıyı bozmayan Rum evlerinin güzelliğini kaybetmemesi için çaba harcanmış; odaları, servisi gerçekten harikaydı. Kahvaltısı hele taze peynirleri, zeytin ağaçlarından koparılmış taze zeytinler, reçeller, kendi yaptıkları ekmekler her şey mükemmeldi. Servis desen herkesin isini çok severek yaptığı belli oluyordu. Otele yerleştikten sonra Cunda sokaklarında yürümeye koyuldum. Çiçekli güzel evler, sokaklar arasında dolaşırken adeta bir Yunan tatil adasındaymışız gibi hissettim. İnsanın huzur dolu güzel yerler bulması için çok da uzaklara gitmesine gerek yokmuş diyedüşündüm...

Cunda Ayvalık bölgesinin gerçekten de özellikli ve güzel bir parçası. Öyle ki, bayram tatillerinde yerli turistlerin hınca hınç doldurduğu, butik otel ve bir sahilinin balık restoranı ile dolduğu bir tatil yöresi. Ayvalık?tan daha özenli bir yapılaşma hakim. Son yıllarda Koç Ailesi de Cunda?nın rehabilitasyonu konusuna el atmış vaziyette. Adanın girişindeki eski bir yel değirmenini alarak restore etmişler ve babası Ayvalıklı olan Coca Cola CEO?su Muhtar Kent?in babası eski büyükelçi Necdet Kent?in kitapları ile dolu bir kitaplık kurmuşlar. Necdet Kent Kitaplığı?nın terasında sıcak soğuk içeceklerinizi yudumlarken gerçekten de güzel birmanzaranın tadını çıkarıyorsunuz.

Cunda sahilindeki restoranlar, balık ve deniz ürünü sevdalıları için gerçekten de muazzam bir lezzet şöleni sunuyorlar. Benim tavsiyem bu restoranların Cunda?nın daha az dolu olduğu dönemlerde ziyaret edilmesi yönünde, zira ödediğiniz hesapla aldığınız hizmet kalitesinin içinizi acıtması isten değil? Sadece deniz ürünleri mi peki? Tabi ki hayır? Cunda ege otlarıyla, peynirlisi sebzelisi, zeytinyağlı sayısı 100?ü bulan mezesiyle sizi bastan çıkarıyor?

Cunda?da kahvaltı için bile sabırsızlandım. Taze lor üzerine vişne reçeli lezzetliydi. Taze lorun tadı gerçekten şahane hafif yağlı ama rahatsız etmiyor süt kokusu zaten mükemmel, rengi kar beyazı kendi yaptıkları yazdan kalma vişne reçelini de lor peyniri ile birleşince düşünün tadını. Komili ile birlikte yaptığımız eğitimler hatta zeytin bahçesinde ki zeytinleri hasat zamanı topladığımı hayal etmek harikaydı ve o an sunu hissettim "Meyve suyu gibi zeytin meyvesinden elde edilen tek yağ? toplanan zeytinler, zeytin ağacının, doğrudan meyvesinden sıkılarak; hiçbir kimyasal işlem görmeden, katkı maddesi içermeden, doğal hali ile elde edilen, oda sıcaklığında sıvı olarak tüketilebilen, yeşilimsi, sarımtırak renkte, sıvı bir yağ haline geldi. Ayçiçeği, soya, pamuk çekirdeği, mısırözü gibi bitkisel yağlardan farkı da, doğal yollardan üretilmesiydi.

Zeytinyağı, zeytinin etli meyvesinin, çekirdeğiyle birlikte sıkılmasıyla elde edilen bir ?meyve suyu? dur. Zeytin ezilerek yağı dışarı çıkarılır. Taze sıkılmış portakal ya da vişne suyu gibi, çiğ ve saftır. Zeytinyağı, rengi, kokusu, lezzeti ve hazım kolaylığı ile tüm sıvı yağların en değerlisidir. Zeytinyağından kızartma yapılır mı sorusunu çok sorduk evet yapılır hatta çok lezzeti olduğunu da Cunda?da tattık daha sağlıklı ve daha lezzetli, Zeytinyağının asitlik oranına göre 210 oC - 240 oC?de değişirken, Ayçiçek yağı 170 oC?de özelliğini kaybeder ve zararlı hale dönüşür. Kızartmaların genellikle 140- 180 oC?de yapıldığını göz önünde bulundurursak, zeytinyağının diğer yağlara göre yüksek ısıya daha dayanıklı olduğu ve bu nedenle kızartma yağı olarak daha sağlıklı olduğunu görmüş olduk.

Zeytinyağının tadımında öğrendiğim ve beni çok şaşırtan bir şeyi paylaşmak istiyorum. Taze sıkılmış zeytinyağı, meyvenin çok yoğun tadını ve kokusunu içerir. Zeytinyağı gırtlağınızda hafif bir acılık bırakabilir (hatta bu acılık öksürmenize bile neden olabilir). Zeytinyağı ile yeni tanısan birini şaşırtacaktır, ama bu tür acılık (boğazı hafifçe yakan acılık) zeytinyağında istenen (olumlu) bir özelliktir. Nispeten acı olan zeytinyağı daha fazla fenol (phenol) içerir ve daha uzun zaman beklemeye dayanır.

Zeytinyağlı Yer Elması
1 kg. yer elması
2 adet havuç
1 adet orta boy kuru soğan
1,5 yemek kasığı pirinç
1/2 limonun suyu
1 çay bardağına yakın zeytinyağı
1 tatlı kasığı toz seker
Dereotu
Tuz
Su

Yemeklik doğranmış soğanlar zeytinyağında kavrulur. Yuvarlak doğranmış havuçlar da tencereye eklenip kavrulmaya devam edilir. Yer elmalarının kabukları soyularak doğranır ve tencereye ilave edilir. Tencerenin kapağı kapatılarak bir süre kısık ateşte kendi suyuyla pişirilir. Daha sonra limon suyu, üzerine çıkacak kadar sıcak su, tuz ve toz seker eklenir. Üzerine yıkanmış pirinçler yayılır. Karıştırmadan kısık ateşte pirinçler ve sebzeler yumuşayıncaya kadar pişirilir. Üzerine kıyılmış dereotu serpilerek soğuk servis yapılır.

Zeytinyağlı Patlıcan Dolması
4 adet patlıcan
5-6 adet sivribiber
4-5 adet domates (kuşbaşı doğranmış)
2 bas kuru soğan (halka şeklinde doğranmış)
5-6 diş doğranmış sarımsak
Kızartma için sıvıyağ
3 yemek kasığı zeytinyağı (iç harcını kavurmak için)
Yarım limon suyu
1 tatlı kasığı tuz
1 tatlı kasığı karabiber

Patlıcanları yıkayıp alacalı soyup üç parçaya bölün. Kabak dolması gibi içlerini oyun. Bu arada Ayçiçek yağını kızartma tenceresine koyun ve ısıtın. Patlıcanları ve içlerinden çıkan parçaları kızartın. Yağları süzülürken iç malzemesini hazırlayın. Halka doğranmış soğan, sarımsak ve doğranmış sivri biberleri zeytinyağında bir miktar kavurun. Domatesleri ekleyin. Domatesler suyunu çekene kadar kapağı açık biçimde pişirin. Tuzunu, karabiberini ve limon suyunu ekleyip kapatın. Harcı bir miktar soğuttuktan sonra patlıcanların içine doldurun. Fırın tepsisine patlıcan içlerini ve patlıcanları yatık olarak dizip bir çay bardağı kaynamış suyu iç harcını hazırladığınız tavaya koyup patlıcanların üzerine gezdirin. 200 oC?lik fırında 15 dakika (patlıcanların sosu kaynamaya başladıktan sonra 5 dakika daha pişene kadar) pişirin. Ilık veya soğuk servis yapın.

Vişneli Yaprak Sarma
300 gr asma yaprağı
300 gr dondurulmuş vişne
300 gr kuru soğan
1 su bardağı pirinç
30 gr dolmalık fıstık
30 gr kuş üzümü
5 tatlı kasığı toz seker
1 tatlı kasığı tuz
1 tatlı kasığı kuru nane
1/2 çay bardağı zeytinyağı
1/2 çay kasığı tarçın
1/2 çay kasığı yenibahar
1/2 çay kasığı karabiber

Kuş üzümlerini ayıklayarak soğuk suya koyun, 1 saat bekletin ve süzdürün. Soğanı ince yarım halka seklinde doğrayın. Zeytinyağında fıstıkları pembeleştirin, soğanları ilave ederek iyice kavurun. Pirinçleri atın, renk değiştirene kadar kavurmaya devam edin. Süzülmüş kuş üzümlerini ilave edip tuzu ekleyin, karıştırın. Seker ve naneyi de sırasıyla ekleyip tekrar karıştırın. 3 bardak su koyun, tencerenin ağzını kapatın, kaynadıktan sonra altını kısın. Suyunu çekince altını kapatıp, tarçın, yenibahar, karabiber ilave edin. 5 dakika sonra karıştırın ve kenara alın. 750 gr yaprağı bir gece evvelden yıkayın ve suya koyun. Sabahtan su kaynatın, su kaynadıktan sonra yaprakları 3 dakika kadar haşlayıp çıkartın. Hazırladığınız dolma içine dondurulmuş vişne ekleyin. Hazırladığınız içle sararken yaprakların damarlarını çıkartın. Tencerenin dibine bir çorba kasığı da sızma zeytinyağı gezdirin. Asma yapraklarından bir taban yapın. Üzerine yaptığınız sarmaları dizin. Kalan vişneleri aralarına serpiştirin. Üzerine sarmaların hizasına gelecek kadar su ve vişne suyu karışımı ekleyin, isterseniz 1-2 yemek kasığı zeytinyağı da gezdirin. Üstüne porselen bir tabak koyup tencerenin kapağını kapatın. Çok kısık ateşte yaklaşık 35-40 dakika pişirin. Kendi tenceresinde oda sıcaklığına gelmesini bekleyin. Ilık ya da soğuk servis edin.

Back-Up Lezzet Danışmanı Şef Ceyda Baza